|
Ana Sayfa
|
|
Yazar Fahri Bozbaş
|
|
Cuma, 16 Mayıs 2008 |
|
1990 - 91 grevinde, direnişçi işçilerle beraber yollara düşen kadınların arasında, kucağında küçük çocukları ile saf tutan kadınlar da vardı. Kozlu'da, annesinin kucağından indirilip de, yüksek bir duvarın üstünde, elinde oyuncak madenci çekici ile fotoğraflarda yer alan küçük bir çocuğun izini sürüyoruz bu günlerde. Gençlik baharını süren madenci çocuğuna henüz ulaşamadık. Belki de askerde! Belki de ailece göç ettiler Zonguldak'tan! 18 yıl önce, elinde oyuncak çekiçle kameralara poz veren çocuğun, yetişkin delikanlı haliyle görüntülerini alıp, günümüze ilişkin düşüncelerini öğrenmek istiyoruz. Kim bilir? Şu günlerde belki de; elinde gerçek madenci çekici, kaçak ocakta çalışıyordur aradığımız madenci çocuğu! |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Mete Arif TOKMAK
|
|
Perşembe, 15 Mayıs 2008 |
Süreyya ve İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin 1956'daki Türkiye ziyareti basında büyük yankı uyandırmış, Türk halkı zümrüt gözlü Soraya'ya "Süreyya" ismini yakıştırmış… Soraya veya bizim için kraliçe Süreyya mutlu günlerinde Türkiye'yi ziyaretlerinde Zonguldak'ta da ağırlanmışlar… Rıza Pehlevi'den ayrıldıktan sonra yeniden evlenmeyen ve hüzünlü hikayesiyle milyonların kalbinde yer eden zümrüt gözlü mahzun prenses 25 Ekim 2001'de Paris'teki evinde sessizce dünyaya gözlerini yumdu… (Süreyya evli iken kraliçe, Şahtan boşandıktan sonra prenses unvanıyla anılmış olsa gerektir…) |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Hüsamettin Ayvacı
|
|
Çarşamba, 14 Mayıs 2008 |
|
Sayın Erkmen’in en iyi yaptığı şey güler yüzlü, sakin ve hoşgörülü duruşudur. Tüm toplum temsilcilerinin cenaze ve kutlama törenlerine katılmaya çalışmıştır. Bu saygı duyulacak tavırdır. Ancak, dinsel törenler ile ibadet amacıyla kamusal kurum ve kuruluşların yaptığı faaliyetlere göz yumması ve hatta katılması doğru olmamıştır; bu anlamda laiklik ilkesi pas geçilmiştir. Bu anlamda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının; devletin, belediyelerin, derneklerin, dernek kabul edilen tüm diğer kuruluşlar ile şirketlerin dinsel çalışmalarda bulunmamaya özen göstermelerini bekliyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Recep Adıgüzel
|
|
Salı, 13 Mayıs 2008 |
|
Bir nefes daha çekti, kül tablasında yarıya gelmiş, külü uzayan sigarasından. Ama ne nefes? Hiç çekmesen daha iyi, başı döner gibi oldu. Biraz önce çektiği, dumanlı nefesi telafi etmek ister gibi, derin bir nefes daha çekti sonra, sigarasız… Damağında, yapışkan acımsı bir tat hissetti. Sonra, bir kurtarıcı görmüş gibi bira bardağına uzandı eli. Ağzına büyükçe bir yudum bira aldı ve çalkalayarak yuttu, damağındaki acımsı tadı yok etmek isteğiyle. “İşte bu kadar…” dedi kendi kendine. Önemli bir sorunu halletmiş gibi…
Ne kadar çok yıldız vardı gökyüzünde. Hiç biri rahatsız değil gibiydi ötekinden ve hepsine de yer vardı gökyüzünde. Acaba, “öteki” kavramı var mıydı yıldızlar için, ya da “Aşk”?.. Eğer varsa, böyle bir arada durabilirler miydi, kurallara rağmen? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Göçük Mehmet
|
|
Salı, 13 Mayıs 2008 |
|
Gosgoca müdür, rakgamlarla da gonuşarak, madenlerde bi galemde 250 işcinin öldüğünden bahis edip göya dersanelerdeki iş gazalarını gıyaslıya. Sankülüm, madencilik yeraltında yapıldığı için başga bi dünyanın müdürlerine bağlı! Külliyatlı adam, neler de biliya! |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ahmet Öztürk
|
|
Pazartesi, 12 Mayıs 2008 |
Kentle madenin kavgası daha o yıllarda başlamış galiba. Sevük’ün yazdıklarını okuyunca bu kenti yönetenlerin ne kadar kör; kent, maden ilişkisini adam gibi düzenleyecek beceriden ne kadar yoksun ve sorun çözmekte ne kadar yeteneksiz olduğu daha iyi anlaşılıyor. Ustaların “Yazılan her yazı, tarihe düşülen bir nottur” sözünü doğrular gibi duran tümcelerden oluşan bir pasaj aynen şöyle: “…Şehrin sıhhati ve estetiği namına bu treni kaldırmak öyle mi? İyi ama şehir yokken bu tren ve bu hat vardı. Madenciler ayak diremiş; burada asıl olan maden, ekleme olan şehirdir, treni değil şehri kaldırın: Sahi, bu kozalaktan kocaman bir ağaç çıkar gibi şu alımlı çalımlı Zonguldak bu vagonetlerden çıktı.” Şu günlerde hararetle yürüttüğümüz lavuar tartışmalarının, aynı tümceler çevresinde dönüp dolaşması sığlığımızın da bir ifadesi değil mi sizce? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Kürşat Coşgun
|
|
Pazar, 11 Mayıs 2008 |
Bize gelirsek… İkinci dünya savaşının en ateşli günlerinde bir yandan Hitler/Mussolini faşizmine vuran, bir yandan da genç cumhuriyetle ortaya çıkan yeni değerleri savunan karikatürleriyle kitlesel anlamda en çok yer edinen Ramiz ve Cemal Nadir genç yaşta ölümleriyle yirminci yüzyılın ortalarında karikatür dünyasından ayrılmışlar, yerlerini bugün 50 kuşağı diye adlandırdığımız yeni bir çizer çevresi almıştı. Bu çizerler henüz yirmili yaşlardaydılar; hepsi de iyi eğitim almış ve batı dünyasını izleyen gençlerdi. O yıllarda ‘All in Line’ adlı albümüyle Amerika’yı (ve doğallıkla Avrupa’yı) kasıp kavuran, soyut mizah anlayışı ve oldukça yalın çizgileri ile çağdaş karikatürün babası sayılan Saul Steinberg revaçtaydı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Hüsamettin AYvacı
|
|
Pazar, 11 Mayıs 2008 |
|
İstanbul’daki son 1 Mayıs olayları AKP Hükümetinin içinde bulunduğu ruh ve düşünce durumunu çok net şekilde açıklamaktadır. Hükümet işçi ve diğer emekçilerle karşı karşıya gelmek için her yolu zorlaşmış, bu amaçla bürokrasiyi ve güvenlik kuvvetlerini halkın önüne atmaktan çekinmemiştir. Yapılanlar amacını aşmış, devlete olan güveni bir daha sarsmıştır. Belki de amaç, halkla devleti karşı karşıya getirtmekti; öyleyse murada erilmiştir. Belki de Hükümet Yargıtay Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi’ne birşey yapamadığı, bu yolda aciz kaldığı için hıncını 1 Mayıs emekçilerinden çıkarmış da olabilir. Ama, o 1 Mayıs emekçilerinin çoğunluğu AKP’nin kapatılmasına karşıydılar; politikalarına karşı olsalar da... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Fahri Bozbaş
|
|
Cumartesi, 10 Mayıs 2008 |
1978'den günümüze kadar 2 yılda bir Zonguldak'ta gerçekleştirilen Kömür Kongreleri'ne, delege ile katılım, reklam, sergi, salon tahsisi vb. kurumun tüm olanakları ile destek veren TTK yetkilileri; mayıs ayı sonunda yapılacak olan, Türkiye 16. Kömür Kongresi'ni, tam da bu basın açıklamaları ve suç duyurusu ayyuka çıktığı süreçte boykot etti. Hem de, Kurum İş Güvenliği ve Eğitim Daire Başkanlığı ile mutabık kalındıktan ve kongre için alt yapının büyük kısmının tamamlanmasından sonra! |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ahmet Öztürk
|
|
Cuma, 09 Mayıs 2008 |
|
Kentin sosyal, kültürel, ekonomik olarak en çok değişime uğradığı, sözcüğün tam anlamıyla bir “hal”den başka bir “hal”e dönüştüğü son otuz yılın canlı tanıklarından biriyim sizin anlayacağınız. Hemen belirtmeliyim ki, soluk alınacak kimi mekanlar dışında, doğasının olağanüstü güzelliğine karşın, o yıllarda da bir plan dahilinde geliştirilen güzel bir kent değildi Zonguldak. Tozlu topraklı yollarda ulaşım da sorundu, haberleşme de. Sularımız da kesilirdi sıkça, elektriklerimiz de… Kent içinde düzenlenmiş gezi alanları da çok değildi, rekreaktif mekânlar da. Doğru düzgün kanalizasyonu olmayan kentin evsel atıkları o zaman da denize atılıyordu, tıpkı bugün olduğu gibi… |
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 15 of 481 | |
|
Kimler Online
..1 ziyaretçi ..
|