|
Ana Sayfa
|
|
Yazar Ahmet Öztürk
|
|
Perşembe, 02 Temmuz 2009 |
|
Ertesi gün birkaç arkadaş bir arabaya doluşup Ankara’ya gittik, Sivas yitiklerini uğurlayan on binlerin arasında olmak, belki bir parça olsun azaltırdı içimizdeki yangını… Ne mümkün! Zaman geçip olayların üzerindeki perde aralandıkça devlet katında işlenen katliamın ayrıntıları bir bir ortaya çıkıyor, içimde biriken duygu öfkeden daha başka şeylere evriliyordu hızla… Yakılan aydınların otelde buldukları süpürge sapı, merdiven tırabzanı, masa bacağı gibi şeylerden başka kendilerini savunacak bir şeyi yoktu ellerinde. Aziz Nesin ve Arif Sağ, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü başta olmak üzere sözüm ona can güvenliklerini korumakla görevli devletin katında ulaşmadık kimse bırakmamışlardı. Devletin en büyük ordularından birinin kışlası, hemen Madımak’ın yanı başında olmasına karşın bir türlü müdahale etmemişti, sekiz saat boyunca höyküren kalabalığa… 33’ü aydın, yazar, sanatçı, ikisi otel görevlisi, ikisi de gösterici olmak üzere toplam 37 kişi alçakça öldürülmüştü Madımak’ta. Ve zamanın Başbakanı Tansu Çiller ise, “Çok şükür gösteri yapan halktan kimseye bir şey olmadı” diyerek ağzından kaçırıvermişti devletin son sözünü. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Can Ali
|
|
Çarşamba, 01 Temmuz 2009 |
|
“Kararlıyım, demokrasinin kirlerinden arınmalıyım” derseniz, işte meydan!. O zaman “yargılanırsam intihar ederim” söylemini, netekim masumane bir itiraf olarak kabul etmemelisiniz. Zira yargılanmaktan çekiniyorsan, eski Savcı Sacit KAYASU’nun belirttiği gibi, “utanç verici bir suç işlediğini kabul ediyorsun” demektir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Mete Arif TOKMAK
|
|
Salı, 30 Haziran 2009 |
|
Zonguldaklı karikatürist Burhan Solukçu “Ustalara Saygı” dizisinde kitaplaşacak. Türkiye Karikatürcüler Derneği 1978 yılında vefat eden usta karikatürcü Burhan Solukçu’yu unutmadı. Veremden kaybettiğimiz, yıllarca Türk mizahına yön vermiş önemli dergilerde eserleri yayımlanan Solukçu’yu yeni kuşaklara |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ahmet ÖZtürk
|
|
Pazartesi, 29 Haziran 2009 |
|
Bugünden bakınca, Zonguldak kömür havzasıyla ilgili o günlerde yapılan tartışmalar, nasıl bir körlükle yönetildiğimizin hazin öyküsünü de anlatır bize. Kömürün dünya piyasalarında 65 dolardan zor alıcı bulduğu o yıllarda, mevcut konjonktüre uygun bir projeksiyonla havza şekillendirildi ve bir kentin üretim ruhu, moral değerleri ortadan kaldırılarak mecalsiz bırakıldı pervasızca. Dünya piyasalarında bir ara 550 dolara kadar tırmanan kömürün fiyatı şu sıralar 250 dolar seviyesinde. TTK bugün o zamanlardaki üç-üç buçuk milyon tonluk üretim düzeyini koruyabilmiş ve hantal yapısından bir parça olsun arınabilmiş olsaydı, bugün bambaşka şeyleri konuşuyor olacaktık kesinlikle… Görüldüğü gibi meseleye ezber bilgilerle değil, azıcık derinlikli bakınca Sayın Çakmak’ın anlattıklarından bambaşka bir tablo çıkıyor ortaya... Kentin küçülmesi üzerine konuşurken bu politikaların rolünü ortaya koymadan yapılan her türlü çözümlemenin ayakları havada kalıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Hüsamettin Ayvaci
|
|
Pazar, 28 Haziran 2009 |
|
Belediye başkanlarımız yeni seçildiler; kimisi taptaze başkan, kimisi kıdemli. Fakat değişmiyor, hepsi bayrak yarışıçısı gibi öncekilerin yöntemlerini sürdürüyorlar. Çünkü tamamına yakını aynı kültürün temsilcileri; yarım demokratlar. Çevrelerine karşı sorumlulukları seçilinceye kadar sürüyor. Seçildikleri gün ne partili kalıyor ne de seçmen veya hemşehri. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Mustafa Kademoglu
|
|
Cumartesi, 27 Haziran 2009 |
|
Şair Hasan Hüseyin gelir usuma: Haziranda ölmek zor… Sanki diğer aylarda ölmek kolaymış gibi…Haziran’ın son günüydü; sevgili amcamı yitirdim o gün. Beni günlerce ağlatan bir ölümdü bu…Sonra Cahit Külebi geçer usumdan: Onu da 20 Haziran’da yitirmiştik ve bir şiirinde yazmıştı bunu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Mete Arif TOKMAK
|
|
Cuma, 26 Haziran 2009 |
|
Çoğumuzun kentimizle ilgili bilgileri kaba bilgilerden öteye geçmez! Doğrusu Zonguldak tarihi ile ilgili olarak da genelde, Cumhuriyetin başlangıcından itibaren ilk sanayi kentimiz olması nedeniyle 150-200 yıllık taş kömürü ile gelişen kısmı çok işlenir sadece. Oysa Devrek çarşı meydanına nereden getirildiği bugün bile doğru dürüst açıklanamayan, artık çocukların üzerinde oyun oynadığı Hitit aslanı heykelinden tutun, Çaycuma’nın Kadıoğlu Köyünde tamamen tesadüfen bulunan mozaik resmine, Filyos’taki Karadeniz bölgesinin bilinen tek antik tiyatrosuna kadar çeşit çeşit kalıntılarla üzerinde resmen, sadece selam verip yaşayıp gidiyoruz bu GÜZEL kentin! |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ibrahim Akyürek
|
|
Perşembe, 25 Haziran 2009 |
|
Bu ülkenin kültür bakanları iyi birer havuç gibi seçilir, “sopa”yı ötekiler atarlar. Cumhuriyet tarihinin görevlendirilen ilk kültür bakanı Talat Halman’dır. Halman, 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası kurulan balyoz hükümetinin Kültür Bakanı’dır. Komutanı Memduğ Tağmaç, Başbakanı CHP’den gelme Nihat Erim’dir. İlk kez kültür bakanlığı kurulmuştur. Darbe dönemlerinde ülkenin dış itibarını kültür ve sanatla parlatmak için bürokratik bir kişiliğe gereksinim duyulmuştur. Bu ders belki 27 Mayıs darbesi sonrası çıkarılmıştır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ahmet Öztürk
|
|
Cuma, 26 Haziran 2009 |
|
“Şeytan ayrıntıda gizlidir” derler ya, doğru gerçekten. Bakmasını, izlemesini bilenler çok basit, sıradanmış gibi görünen olayları, bir işaret fişeği gibi kabul edip, büyük sonuçlara ulaşabilir rahatlıkla… Özellikle insana ilişkin sorunlarda muhataplarının “insan odaklı” bir bakış açısına sahip olup olmadığını anlamak için küçük ipuçlarından, kimi detaylardan yola çıkmak yeterli olabilir çoğu zaman... En küçük parçasından yola çıkarak bir resmin tamamını görmek gibi bir şeydir bu. Örneklerini vererek anlatmaya çalışacağım ama en başından söylüyorum: Bu kenti yönetenler, insana saygıyı temel alan, insan odaklı bir bakış açısına sahip değil, ne yazık ki… Her şey sallapati bir iğretilikle akıp gidiyor. Yönetimler, yöneticiler değişse de, anlayışlar değişmiyor bir türlü… |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Mustafa Kademoglu
|
|
Salı, 23 Haziran 2009 |
|
Zonguldak’ta birkaç kitap yayınlayan, ürünleri birkaç kitap olabilecek şair yazarlar da var. Bunlardan bazıları yerel gazetelerde köşe yazıları da yazıyorlar. En ufak bir serzenişte bulunulduğunda, eleştiri oklarını kullanıp çullanıyorlar birbirlerine ve bir çuval incir berbat oluyor o zaman. Oysa birbirlerini tamamlayıp ufuk açıcı, yazıyı ve edebiyatı daha çok sevdirecekleri bir yola girseler daha verimli ve daha sevimli olacaklar… |
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 15 of 896 | |
|
|