|
Yazar Nur Özyalçın
|
|
Pazar, 16 Mayıs 2010 |
|
Zonguldak Kent Konseyinin düzenlediği Zonguldak Edebiyat Günleri kapsamında yapılan Edebiyat Atölyesi çalışmalarına katılan Zonguldak Fener Lisesi öğrencisi Nur Özyalçın’ın yazdığı öyküyü yayınlıyoruz. Edebiyat Atölyesi çalışmalarının eğitmenliğini Eğitimci-Yazar Mevlüt Kırnapçı yapmıştı.
Oda pencerem açık... Nemli ve sıkıntılı geçen bir gün artık akşama bırakmıştı yerini. Gündeki doygunluk ve basıklık hala devam ediyor, deniz tarafından esen yel bile sebebini bilemediğim iç sıkıntımı dindiremiyordu.Gökyüzü bir başka renkte, bir başka koyuluktaydı bu gece. İnsanı korkutan bir yanı vardı karanlığın. Çoğu zaman ışıl ışıl parlayan yıldızlarsa, bu gece gökyüzünün esrarengiz koyuluğuna teslim etmişlerdi parlaklıklarını... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Orhan Onuk
|
|
Perşembe, 08 Nisan 2010 |
Sır gökten yere inmek üzeredir lakin sır gökte de sır, yerde de sır... Bir sis kaplamıştır etrafı ve sırrın her yanını sarmıştır. Yerde kar mı var çamur mu bilinmez. Biraz ilerleyince uçurumun başına dikilmiş gecekondular ve onlara giden upuzun merdivenler zar zor görünür. Bu kapkara evlerin bacalarından kapkara dumanlar püskürür, öksürüğünden kan gelen hastalar yahut dert anlatan dilsizler gibi. Dere bu akşam daha bir bulanık sanki, çiçekler ötüyor ve kuşlar açmış. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Orhan Onuk
|
|
Çarşamba, 24 Mart 2010 |
Boyası pul pul dökülmüş eski kulpu tutup kendime doğru çektim ve sürtünerek açılan pencereden dışarıya bakmaya başladım. Oysa şimdi musalla taşı gibi karşımda duran masada ders çalışmalıydım. Beynimi kaplayan tüm düşüncelerden arınıp çabalamalıydım. Ama pervaza konan bir güvercin, yağan yağmur ve koşan çocuk beni sihirli bir âleme davet ediyor. Buz gibi hava odayı doldururken, ben sadece izliyorum. Hemen önümdeki incir ağacı yapraklarının rüzgârda birbirine çarparken çıkardığı sesi dinliyorum. O gün masaya döneceğime, o pencerenin önünde bir asır öylece kalmayı dilerdim. Hatta bu beni tüm dünya hazineleri önüme serilmişçesine sevindirirdi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Alattin Kara
|
|
Pazartesi, 25 Ocak 2010 |
Bacaağzına geldiğinde, kuyubaşındaki kalabalığı gördü Ali çavuş. Kalabalık, kuyu moletinin üzerindeki sarı baretli madenciye bakıyordu. Kuyuculardan birisi olduğunu düşündü. Kuyucu olsa, başında mavi bareti ve belinde emniyet kemeri olurdu. Kuyucu değildi. Çıkılması tehlikeli ve yasak olan kuyunun tepesine çıkmıştı. Kuyucuların dışında, o yüksekliğe çıkmaya kimse cesaret edemezdi. Kuyubaşındakiler, el kol hareketleriyle, tepedeki arkadaşlarının aşağıya inmesini istediler. Kuyubaşındakilerin sözleri, kuyunun tepesine ulaşmadı. Sarı baretli adam, sadece bağırtı ve çağırmaları duydu. Uzaktaki sabit bir noktaya gözlerini ayırmadan bakıyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Çetin Yılmaz
|
|
Cuma, 08 Ocak 2010 |
Kapitalizmin sömürüsünün ılımlı İslam ayağının temsilcisi siyasi iktidar ve kendisine milliyetçi diyen özünde kurulu düzenin, ırkçılığın tetikçisi hınç ve linç kültürünün temsilcilerini ve Çingenelere yaptıkları linçi hazmedemiyorum. Ankara sokaklarında iş, aş diye bağıranlarla ortaklaşmayan mücadeleniz, mücadelemdir demeyen, kör kör seyreden bu halkı anlamıyorum. Elinden, sağlık, eğitim, barınma, işi, aşı alındığı halde kedisine sahip çıkmayı akıl edemeyen bu halkı anlamıyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 of 77 |