|
Bu ülke hiçbir şeyden çekmedi, kavram kargaşalarından çektiği kadar. Dünya siyaset literatüründe bulunmayanlar mı ararsınız, argosunu mu ararsınız hepsi var. Son 7-8 yılda çok varsıllaştırdılar… ZENGİNİ SEVMEK Abdüllatif Şener, Tayyip Bey için “ Eemeklileri hep ezdi, zengini çok sevdi” demiş. Özal resmen, “Ben zengini severim” diyecek kadar da dürüsttü. Demokrattı, argo da söy-ledi, edebiyat da yaptı. Onu örnek alacaksınız ama onun gibi olmaya çalışarak… Siyasetçiler her devirde zengini sevdiler… YÜZSÜZLÜK Tayyip Bey, erken seçim isteyen Baykal ve Bahçeli için “yüzsüz” nitelemesi yapmış. Devlet adamına yakışan bir söz değil bu… Kem söz sahibine aittir; üslubu lisan aynıyla beyan dersek suç işlememiş oluruz. Liderler ne yanıt verdiler onu da bilmiyorum. ERKEN SEÇİM Bey, 2007’de de yok dedi. 22 Temmuz’da yapmak zorunda kaldı. Şimdiki durumu o zamandan daha zorunlu kılıyor erken seçimi. Niyet okursak, tevil yollu ikrarın bir yeni görüntüsüyle ile karşı karşıyayız. Sandık demokrasisi, lider sultası, parmak sayısı hepsi hikâye; zor oyunu bozar çünkü… YETİM HAKKI Yetim hakkı yemek dinen de günah. Eğer yiyenlere göz yumuyorsanız, bu vicdanları yaralar, ayıbın da, günahın da ü-zerine çıkar. Daha da kötüsü, hakkını arayanı ideolojik eylemci saymak, yetim hakkı yemekle eş değerdedir. Emeğe saygıyla önem ve değer vererek kurtulunur bu haksızlıktan TEK PARTİ-TEK ADAM Gerçek demokraside böyle bir kavram yoktur. Ama böyle parti ve adamlar her zaman görüldü. Ama tek tip düşünen insan görülmedi sanırım. Düşünenler ise demokrat olmaktan uzaktılar; unutulup gittiler.Unutturulmaya çalışılan bir Atatürk, demokrasi kurucusu bir İnönü’yü unutturamazlar. Demokrasi bir ikinci adamla ayakta kalıyor/ yaşama geçiyor her zaman. MUHALEFET Demokrasinin vazgeçilmezidir. Onu kabullenemiyorsanız, demokrasi de olmaz demokrat da olunmaz. “Biz siz olmasanız da işimizi görürüz” demek inkârcılıktır. Meclis Başkanı’na: “ Sen mi susturacaksın, ben mi ?” diye soran, Ana muhalefet liderine “ Grubunu sen mi susturacaksın, yoksa ben susturayım mı? Diye sorabilmek cüreti 338 kişinin par-mağından kaynaklanmıyor demek ki! Parti içi muhalefet yoksa zaten o karakuşi bir demokrasiyi gösterir. Gazze’de yaşanan drama bırakın Müslüman’ın insan olanın vicdanı sızlar dünya-nın her yerinde. Türkiye’de de bu acıya kimse seyirci kalamazdı.Ancak; oradaki dramın çeşitli biçimleri yaşanan bir Türkiye’de vicdansızın bi-le vicdanı sızlıyorken; simit hesabıyla, sayılama teknikleriyle oynayarak, yardım paketleriyle, çadırlarla oy avcılığına çıkmak hangi vidana sı-ğar acaba ? Önce benim vicdanım rahatlatıl-malı; vicdan azabından kurtarılmalıyım… |