FLASH HABER

 
Ana Sayfa arrow Güncel arrow Makaleler arrow Kozlu Belediyesi'nin yaptığı
Kozlu Belediyesi'nin yaptığı Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Salı, 02 Şubat 2010

Özalizmin topluma bulaştırıp da kronik hale getirdiği en büyük hastalıklardan biri de bu galiba... Ta o yıllarda başlayan furya ile kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler ve hatta başta sendikalar olmak üzere kimi sivil toplum örgütleri kötü bir mirasyedi olup çıktı. Üçüne beşine bakmadan, satıp savıyorlar ne varsa ellerinde. Bu satışların, özelleştirmelerin mantığı nasıl kuruluyor, kavramak çok zor gerçekten... Kimileri “tu kaka” ilan edilip zarar ettiği gerekçesiyle yok pahasına elden çıkarırlarken, kimileriyse “çok kâr” ediyor diye pazarlanıyor iştahla... Hangisi doğru, hangisi yanlış biz de şaşırdık ama bu toz duman içinde gerçek olan şu var ki, halkın dişinden tırnağından artırarak ödediği vergilerin, aidatların ürünü mallar birer birer vurguncuların, spekülatörlerin, ihale cambazlarının, borsa madrabazlarının eline geçiyor...

Tüm bunları çok da kolay yapıyorlar doğrusu. Arkalarında yoğun bir “dezenformasyonla” oluşturdukları ciddi bir kamuoyu desteği var çünkü. Kimileri bilgisizliğinden, kimsi çıkarcılığından satışları desteklerken, kimileriyse “ideolojik duruş” sergiliyor sözüm ona, karşı çıkarmış gibi yapıp alttan alta destekliyor. Burnumuzun dibindeki bir kurumdan Erdemir’den örnek vereceğim. Sözüme isteyen alınabilir. Anımsanacaktır, meseleye doğru bir perspektiften değil de milliyetçiliğin kör penceresinden bakan kimi andavallar, satış yerli sermayeye yapıldı diye zil takıp oynamıştı. Milli sermayenin ordu patentli en has şirketi olan OYAK’sa, alâ ile vala ile aldığı Erdemir hisselerini bulduğu ilk fırsatta, yabancı şirketlere satıverdi. Başta “kurt başlı sendika” olmak üzere “OYAK’a satıldı” diye davul – zurna çalanlar, şimdi ne yapıyorlar çok merak ediyorum doğrusu. Halen devam eden bu sürecin sonunda, Erdemir’in, dünya çelik devlerinin eline geçmesi kaçınılmaz görünüyor. Sermayenin vatanı olmadığını, kârını gördüğü anda değil mülkünü, kendini bile satmaktan geri durmayacağını bize en iyi bu örnek anlatıyor.

Geçenlerde de değinmiştim bir parça. “Sat kurtul” kervanına bizim Kozlu Belediyesi de katıldı. DSP’den seçilip, şimdilerde TDH’ye katılan Ali Bektaş ilk icraat olarak otobüs taşımacılığını özelleştirmekle başladı işe. Yerel televizyondan da naklen yayınlanan ihaleyi “Bekard” firması kazandı. Zonguldak – Kozlu güzergahını her gün kullanmak zorunda olan bizler için, doğrusunu söylemek gerekirse, iyi de sonuç çıktı ortaya. Otobüs kuyrukları azaldı, bekleme derdi hemen hemen tümüyle kalktı ortadan. Bu icraatı nedeniyle Kozlu Belediyesi övünüyor mudur bilmiyorum, bana sorarsanız fena halde hayıflanıyorum ben. Bulduğu her fırsatta Türkiye’nin en büyük belde belediyelerinden biri olduğunu söyleyen bir kurumun, üç - beş midibüs daha alıp adam gibi bir organizasyonla halkını taşıyamaması en hafif deyimle “tuhaf” geliyor bana. Belediyeyi yönetenlerin başlarını avuçlarının arasına alıp, “özel sektörün yaptığını biz neden yapamadık” sorusuyla boğuşmaktan uykularının kaçması gerekiyor ama gel de bu sorumluluğu anlat onlara. Böyle bir vicdani muhasebeye girmektense “satıp kurtulmak” çok daha kolay elbette...

Olayın vatandaşa yansıyan bir de mali boyutu var ki tam evlere şenlik bir öykü... “Ben yaptım oldu” iğretiliğinden tutun da, vatandaşı “güdülecek sürü” olarak gören ilkelliğe varıncaya dek, bize özgü ilkesizliğin parlak örneklerinden birçoğu var bu öyküde. Bekard firması, Kozkart adını verdiği plastik kartları 5 liradan piyasaya sürdü ilkin... Kartı olanların 1, olmayanlarınsa 1,5 liradan yolculuk yapacağı açıklanınca, doğal olarak büyük talep oldu kartlara. Pek çok kişi, ailedeki kişi sayısı kadar 5 lirayı verdi Kozkart sahibi oldu. Çok değil beş – on gün sonra kaç kişi olursa olsun, tüm aileye tek kart ücretine toplu kart verileceği açıklandı. Söz dinleyerek önceden kart alıp fazla ödeme yapan bencileyin salaklar da bir bardak su içtiler paralarının üzerine...

Bununla da kalmadı. Daha çok kart satmak için olsa gerek ilk açıklanan tarifede kartsız binişler 50 kuruş daha pahalıydı. Kartlı geçişle on kez yolculuk yaptıktan sonra verdikleri parayı amorti edeceklerini düşünenler kart almak için sırada beklerken, yeni bir tarife çıktı ortaya. Bu kez kartlı geçişler 1.20, kartsız geçişler de 1.25 lira olarak açıklandı. Taşımacılık hizmetine kaş ile göz arasında %20 gibi astronomik bir zam yapıldığı yetmezmiş gibi, yeni tarifeye göre kart ücreti 100 yolculukta amorti edilebilecekti ancak...

Çalışanların ücretlerine yıllık % 2-3 zam yapılan bir ülkede, toplu taşıma gibi temel bir hizmete bir ay içinde %20 zam yapmak hangi hesaba uyuyor bilmiyorum doğrusu. “Devrim yapıyoruz” denilerek uygulamaya konulan bir hizmete başlanırken hiç hesap yapılmadı mı da bir ay içinde tarife değiştirildi, yoksa vatandaşı alıştırmak (siz kandırmak okuyun) için bilerek mi tarife düşük tutuldu anlamakta güçlük çekiyorum ayrıca. AKP karanlığından ürken laisizm yanlısı vatandaşların oyu ile başkanlığı kazandığı halde, mevlitle makamına oturup Kozlu’dan çıkanları dualı tabelalarla uğurlayacak kadar “maneviyatı” güçlü sayın başkana sormak isterim: Vatandaşta en azından “aldatılmışlık duygusu” yaratacak böylesi ucuzluklar hangi kitapta yazıyor? Binlerce insanı ilgilendiren bir işi tüm boyutlarıyla planlamak varken, “kervan yolda düzülür” eyyamcılığını inancınızın şartlarından biri haline getirdiniz de bizim mi haberimiz yok?

 
< Önceki   Sonraki >
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!