FLASH HABER

 
Ana Sayfa arrow Güncel arrow Haberler arrow Sendikalı ol
Sendikalı ol Yazdır E-posta
Yazar Hüsamettin Ayvacı   
Pazartesi, 08 Şubat 2010

3 Şubat 2010 günlü BirGün Gazetesi’nin 6. sayfasındaki bir habere göre, Petrol – İş Sendikası, bir kampanya başlatmış ve Düzce’de 1.500 kişiye hitaben duyurular yapmış. Duyurularda her türlü reklam aracı kullanılmış, amatör yöntemlerden profesyonel yöntemlere geçmiş. Reklamın ana teması “SEDİKALI OL”.

Bu çıkışından dolayı Petrol-İş’i kutluyorum ve destekliyorum. Gerçekten tüm çalışanlar sendikalı olmalılar;  demokrasi, özgürlük, barış ve eşitlik örgütlenmeyle olur. Yani, çalışanlar örgütlenirse eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi var; çalışanlar örgütlenmemişse yok! Zira tüm diğer çıkar gruplarının örgütleri var; her ekonomik çıkar, her sosyal yapı ve her kültürel değer onlara hizmet ediyor. Devletin sahibi bile onlar. Ne demişti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan? Siz devleti sahipsiz mi sanıyorsunuz? Elbette onun bir sahibi var! Ve bu devlet, sermaye sahiplerinin çıkarlarını çoğaltmak için var gücüyle çalışıyor, çalışarak hayatını kazanmak isteyenlere sadaka düzeyinde ücret veriyor veya gerçekten sadaka dağıtıyor. Artık sosyal devlet yok, sadaka devleti var; Anayasa’nın adalet, sosyal devlet, demokrasi ve hukuk
ilkesi ayaklar altına alınmış; devlet kanun devleti olmuş.

1980’li yılların başında ülkede 3 milyon sendikalı işçi vardı bugün 700 bine kadar düştü; sendikalar artık anormal örgütler…

Evet, artık bundan, 700 binden aşağı düşmemeli sendikalı işçi sayısı. Sendikalar, işçiler, işçilerin anaları, babaları, eşleri ve çocukları işçilerin sendikalı olması için el ele vermeli. Bu işe, işçinin güçlenmesine sendikalar engelse eğer sendikalar işgal edilmeli, yoksa yeni sendikalar kurulmalı.

Kimse karşılıksız bir şey vermiyor; sadaka bile günahlardan arınmak için, devlet yardımları isyan etmesinler diye veriliyor…

Sermaye, daha fazla kâr elde etmek için her şeyden tasarruf ediyor, işçi ücretleri de bunun başında geliyor. Psikolojik olarak işçiye verilen ücretler her şeyden fazla göze batıyor nedense! İdeolojik mi sosyolojik mi bilemiyorum. Ne demişler? İnsan insanın kurdudur. Bu nedenle taraflar ne kadar eşit güçte olursa, davranışlarda dikkat ve titizlik o kadar artacak, kalite artacaktır. Toplam kalite de buradan başlayacaktır; toplumun toplam kalitesi.

Fakat geçmiş elli yıllık sendikal ortam göz önünde bulundurulduğunda bir eksikliğin, bir boşluğun olduğunu düşünmüş ve görmüşümdür hep. Sanki kısa vadeli başarılı, sanki ayakları yere basmayan, itilip kakılan bir yapı, bir komünist yuvası gibi gösterildi sendikalar. Elbette, sendikalar komünist felsefenin ürünüdürler ama sadece ücretlerinin artışı ve refahtan hakkı olan payı almaktan başka bir düşüncesi olmayanlar da aynı yapı içinde gösterildi, değerlendirildi. Oysa onların işyeri ve sermaye düşmanlığıyla ilgileri yoktu. Evet, sermayenin hoyratlığına, vahşiliğine düşmandır, sömürüye karşıdır emek ama, onu geliştiren, mutlu eden şartlarda neden düşman olsun. Sonuçta sermaye, çalışanın yarattığı artı değerle yeni makine almıyor mu, yeni işyeri açmıyor mu? Eğer sermaye işçinin art değerini yeniden onun için harcarsa işçinin dostu, harcamazsa düşmanı olmuştur. Çünkü yaratılan artı değer toplumsaldır ve emeklerle oluşmaktadır.

İşte bu, çalışarak yaratılan artı değerler, üretenlere ve üretenlerin araçlarına harcanmalıdır. Serseri mayın gibi ortada dolaşmamalı, finans sermaye olarak üretenlere düşman olmamalıdır. Bugün dünyada var olan krizin sebebi ve kaynağı finansal sermaye olarak yerini almıştır ama tüm devletler canavarı kurtarmak için var güçleriyle finans kaynaklarına kaynak akıtmışlardır. Canavar ölmemiş, daha güçlü olarak insanlık üzerindeki egemenliğini pekiştirmiştir. Çünkü tüm dünya devletleri finans sermayenin elinde oyuncak gibidir. İroni olarak, canavarın yaşaması için ona düşman olan emekçiler vergileriyle destek veriyorlar.

Emekçilerin örgütsüzlüğü canavarları yaşatıyor ve büyütüyor. Sendikalı ol, canavarı bitir!

 
< Önceki   Sonraki >
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!