FLASH HABER

 
Ana Sayfa arrow Güncel arrow Makaleler arrow Yazmayalım mı
Yazmayalım mı Yazdır E-posta
Yazar Hüsamettin Ayvacı   
Cumartesi, 06 Mart 2010

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ülkedeki kötü, hükümet karşıtı haberleri ve yorumları yazan gazetecileri dükkân sahiplerine şikâyet etti. Eğer yazarlarsa onları dükkânından at, insan kendisine zarar veren veya verecek olanları tutmaz dedi. Böylece, gazeteler dükkân oldu, haberler meta, gazeteciler de kapı kulları. İnsan, yurdumun insanı bu kadat hiç aşağılanmamıştı. Yaşam felsefemizi yeniden gözden geçirme zamanı geldi, geçiyor. Ben neyim?!!1...

İşte, böyle bir tavır Anayasa değişikliği istiyor. Bu tavırın, bu ruh halinin yapacağı Anayasa, kendisini 21. yüzyılda yaşadığını iddia edenlerden binlerce yıl uzaklardadır; ilkçağın başlangıcına kadar gider.

TTK’nın Üzülmez Bölgesi’ndeki ocaklarda taşeron firma Star Madencilik, galeri açma işi yapıyor. TTK Genel Müdürü Sayın Burhan İnan, bu özel şirketlerin, 80 milyon ton kömür çıkaracak kapasiteye sahip galerileri açtıklarını ve bu işten kurumun çok kârı var dedi..

Evet, soralım bakalım:

Kömür galerisi açma işinin özel sektöre yaptırılması, bir ton kapsite yaratmada kaç liraya mal oluyor? TTK işçisi çalıştırıldığında kaç liraya mal oluyordu. Özel sektör bu işten ton başına kaç lira kâr etti, işçilik payı ne kadar? Taşeron firma istihkaklarını her ay alırken, çalıştırdığı işçilere neden düzenli ödemiyor da işçiler sık sık direnişe başvuruyor?

TTK, taşeron firmaların işçilerine ödemediği ücretlerden ve sigorta primlerinden birinci derecede sorumludur. Sorumluluğunu yerine getirmesini bekliyoruz.

Bu ocaklarda çalışan işçilere de soruyorum: 20 Temmuz ve 29 Mart seçimlerinde hangi partiye oy verdiniz? İşe girmek için hükümet partisine mi verdiniz? Bu parti iş garantisi verdide ücret garantisi verdi mi? Verdiyse, nerede ücretler? AKP de hesabını versin!

Babalarımız TTK işçisi olarak çalıştıklarında yaşamamıştı ve halen çalışan TTK işçileri de neden ücret alma sıkıntısı yaşamıyor?

Tüm Türkiye’de tarım sektörü derin bir çöküntü içinde; ürünleri para etmiyor, kendisi 1’e satıyor, tükerici 10’a yiyor, aldığı hâsılat giderleri karşılamıyor, bankalardan kredi alarak ayakta duruyor. Nereye kadar?

Sistemin amacı, köylüyü serf-maraba yapmak, küçük toprak sahiplerini topraksızlaştırmak. Nüfusun yüzde 10’u toprakta çalışan yüzde 90’ı şehirde çalışan haline getirilebilir ama böyle saplantılar doğru değil. Her ülke kendi sosyal ve doğal şartlarına göre yapılanmalıdır. Çiftçilerin plansız ve hazırlıksız olarak topraklarını terkedip şehirlere gelmesi şehirlerin fiziksel ve sosyolojik yapısını bozdu, tarımsal üretimde gerileme ve sağlıksızlık yarattı. Bilhassa ekolojik tarım için yetişmiş insan gücü şart.

Türkiye’deki hükümet partilerinin kangren olmuş bir hastalığı var; çamurdan olsun ama benden olsun. Tabii, her vatandaşın kamuda veya özel sektörde veya kendi işinde çalışma hakkı var. Ancak bu kamu çalışma dünyası bir âlem. Sanki kamu iş dünyası hükümet partilerinin çiftliği; istediklerini istedikleri yere getiriyorlar, istemediklerini uzklaştırıyorlar, hatta süründürüyorlar. Sanki aldıkları öz evlat, uzaklaştırdıkları üvey evlat. Hani ikisi de vatandaştı, hani ikiside yasalar önünde eşitti, hani devlet hepimizin devletiydi? Neden partiler ve devlet bu kadar iç içe girer? Girerse işte böyle olur; devletin, işlerin, hukukun kalitesi bu kadar düşer, halk bir ileri iki geri gider. İstiyoruz ki; her davranış, çalışma ve karar şabesiz olsun; toplumda güven tavan yapsın!

Bugünkü vatandaşlar, ne kadar mutlu ise yapılanlardan, gelecek nesiller de o kadar mutlu olacaklardır. Yapılan her iş, ekilen her tohum geleceğin ürünüdür. Biz kötü atalar olmayalım! 

20 Temmuz 2007 akşamı tüm vatandaşları kucaklayacağını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan nerede bugünkü nerede? Söylediklerinin tam tersini yapıyor; çağ dışına gidiyoruz.

 
< Önceki   Sonraki >
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!