|
(*) Elbette sığmaz. Sığmaz da, Referanduma gidişimizle çok yakın ilgisi var bu öykünün.
Yazar isterse sığdırır. Yazar Mikdat Yıldız bunu şöyle açıklıyor : “ Küpün İçinde Katır”.Olumsuzlukları, belirsizliklerin çözüme kavuşturulmasını imlemektedir. Yazar kısa söyleşimizde bu sözün babası tarafından sıkça kullanıldığını, onun anısına saygı için kitabına böyle bir ad verdiğini özellikle vurgulamıştır. Kitapta yer alan 15 öyküden ilgimi çekenlerini şöyle sıralayabiliyorum : “Biz Eşek Oldukça, Ezberi Bozmak, Tek Başına ve kuşkusuz kitaba adını veren Katır Küpün İçinde” . Eşekle Katır öykülerde kişileştirilmiş oluyor. İkisi de aynı karakter ve yapıda varlıklar; inatçılıkları başat özellikleridir. İnadın olduğu yerde hoşgörü, uzlaşma, paylaşma ve dayanışma yoktur; belirsizlikler vardır. Kitap mizah yoluyla bunu en-güzel biçimde veriyor, duyumsatıyor bize. *** Biz eşek olduktan sonra; günümüzü en iyi yansıtan ve bire bir örtüşen bir öykü. Anayasa görüşmeleri nedeniyle yaşanılanlar, bu öyküdeki yerindeliği ve gerçekliği daha iyi değerlendirmemiz gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Ezberi bozmak ise erkek egemen toplum oluşumuz ekseninde yoğunlaşan bir öykü. Kadına bakışımız ve kadın-erkek eşitliği konusundaki çelişkilerimizin sülale boyutuna indirgenmesi; var olan sorunların ve çelişkilerin bir ezber oluşunun dışına çıkılması gereğinin zorunluluğu imleniyor. Nitekim yazar şu hükmü koyuyor önümüze : “Dişilik ve erkekliğimizi sadece yatak odalarımızda anımsasak, diğer zamanlarda insancıl gözlerle baksak karşımızdakine…” Katır küpün içinde öyküsü, yazarın satırlarıyla daha anlamlı bir değerlendirme olacak : “İnatlaşmanın, boşu boşuna yapılan sen-ben kavgalarının yarattığı olumsuzlukların önlenmesi yolunda öykü kahramanı kadın, herhangi bir adım atmış mı?” . Burada gerek aile içinde, gerek toplumda, gerekse siyaset katında bu inatlaşmanın örneğini sergiliyoruz. Tek başına ‘da emekli olan eşine, kimi sosyal-kültürel çalışmaları nedeniyle ilk kez karşı duran bir eş çıkıyor karşımıza. 20 yıllık kocasını tanıyamamanın sıkıntısıdır bütün sorun. Bu benim de başıma gelen bir olaydı: “Sen tiyatrocu olmuşsun öyle mi?” sorusuyla karşılaştım. Yanıtım netti: Ben 20 yıldır bu evde tiyatro yapıyorum. Farkına varman için bugünü mü seçtin?”Aynı çatı altında iki zıt kutup ve kuruntularla dolu bir yaşamdır anlatılan. Son boşanmaya kadar dayanmıştır. Sonuç: Oğul, ailesinin kendisini yalnız bırakmasının öyküsünü tek başına bırakılmak olarak koyuyor ortaya… *** Asker kökenli yazarımız Mikdat Yıldız’ın bu ilk kitabını, diğer kitaplarının da muştucusu saydım Katır Küpün İçinde’yi. Akıcı dili var öykülerinin. Bu akıcılığı bozan bazı dil kuralları üzerinde daha özenli olması gerekiyor. Betimlerini daha kısa ve devrik cümle ola-rak kurması daha anlamlı ve oylumlu olur. Teatral bir istifleme de dikkati çekiyor.Kolay gelsin Dost !Yeni yapıtlara giden yolda kolaylıklar diliyorum. Yürekliliğin için de ayrıca kutluyorum.
|