|
Hiçbir şey olmuyor aslında: Vahşi kapitalizm hükmünü sürdürüyor; hem de hukuku, kültürü, doğayı yok ederek…
Hangi gün tıklasam, feryatlar yükseliyor Zonguldakbilgi.com’dan. Bu isyanlara ne bir yanıt var, ne aldıran ne de okuyup gören mi diyelim buna; yoksa bu kadersiz kentin üsütne serili ölü toprağı mıdır bunun nedeni? Yazarların hüsnü kuruntusu ya da her şeye karşı çıkıp ortalığı velveleye vermek midir yoksa? *** Benim yanıtımı vereyim önce: Hayır! Hem de kocaman bir hayır! Kentini sevmenin, doğa, tarih ve kültür varlıklarını koruma tutkusu ve direnci, topluma saygıdan bakla ne çıkra-ları olabilir ki! Genel ve yerel yönetimlerin aymazlık ve vurdumduymazlıklarını halka duyurmak suçu mudur bu yapılalar? Bir bir sıralıyorum şimdi: *Karanlık yağıyor bu kentin üstüne (Zonguldak’ın EKİ’li yıllarına özlem) *Kestiğiniz ağaçların ateşinde yanın (Ilıksu’da kesilen ağaçlara ağıttır) *Ilıksu Toplama kampı (Genel ve yerel yönetimlere değgin eleştiri) *Lavuar meydan savaşları (Kent yağmalarına hiciv) *Filyos’u da öldürüyorlar (Yağmalama düzenine değiniler) Bütün bunlar, kentte bu konularda yapılan toplantılar (bienal, konferans, panel, projeler vb. gibi) etkinliklerin yoğunluğuna ve çağrılara karşın oluyor. Bir reklamı anımsayın: “Yöneticimiz uyuyor mu?”. Sadece onlar mı? Halkımız da uyumuyor mu? Onların özrü var.
Ama yöneticilerin, yönetimlerin bu yozlaşmaya, yağmalamaya hiçbir mazereti yok, ne yazık ki! *** Bu kez başlıktaki soruyu şöyle sorayım:“Zonguldak’a ne oluyor? Hiçbir şey olmuyor… Zonguldak yerinde duruyor, daha doğrusu yerinde sayıyor demek isterdim. Buna bile ra-zıydım. Ne yazıktır ki; kent geri geri gidiyor: Bir avuç insan varsıllığına varlık kattığı halde… Zonguldak dergisi’ndeki yazılarımı Kanlı Bir Sevdayı Yaşar Zonguldak adıyla kitaplaştıracağım. Orada neden bu yargılara vardığımı çok daha ayrıntılarıyla göreceksiniz. Ancak, hemen belirteyim Zonguldak; yalnızca kara yazgılı, türküsüz bir kent olmanın ötesinde sahipsiz, lobisiz ve kadersiz bir kenttir artık. Lobisi yok demek istemiyorum: Zonguldak’ı sömüren bir düzenin sahibi lobi vardır. En büyük gücü da siyasetten almaktadır. Sivil toplum kuruluşları bile o lobinin baskısı altındadır. Dikkat edin, lobisi olan iller gelişmiş; olmayanlar geri-emiştir. Bir araştırmada, Cumhuriyet tarihi boyunca Zonguldak’ı temsil eden 250’ye yakın vekil senatörden 50’si Zonguldaklıdır (Kabaca bir sayıdır). Kısacası Yani Zonguldak’ın kaderi Gazipaşa ile Fevzipaşa caddelerinde çizilmektedir. *** Zonguldak, kalkınmada 1. derecede öncelikli bir yöre ilan edilmiştir. Ya teşviklerden yararlanılamadığından, ya da yatırmacılar Zonguldak’ı seçmediğinden bundan yararlanamadı. Yıllarca göç alan Zonguldak, göç veren kente dönüştürüldü. İçinden iki il çıkarılan Zonguldak’ın ekonomik yapısı, gelir kaynakları daraldığından şimdi bir emekliler kenti olmuştur. Bundan da hiçbir kurum, kuruluş, halk, vekiller hiç rahatsız değildir. Sorumlu kimdir? Siyaset ve siyasetçiler elbet… Kısacası Zonguldak kendine, Zonguldaklı kentine yabancılaşmış durumdadır. Bu yağma, talan ve vurdumduy-mazlıkla da bu yabancılaşma daha da artacaktır. “Zon-guldaklıyı bu uykudan uyandırmaya kalksan, uyanacak gibi değil”dir. Kanıt göstereyim mi? HALKIN SESİ GAZETESİ’ sindeki sansürlü haber manşeti ve Ahmet Öztürk’ün bu konudaki yazısı…
|