FLASH HABER

 
Ana Sayfa arrow Güncel arrow Makaleler arrow İzmit sokaklarında
İzmit sokaklarında Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Pazar, 25 Temmuz 2010


Delilik mi yaptık yoksa iyi bir karar mı verdik bilmiyorum, sıcaktan mecalsiz kaldığımız şu günlerde Ayvalık’ın, daha doğrusu onun az ilerisindeki Altınova’nın yollarına düştük ailecek. Denize girip, güneşleneceğiz, sözüm ona serinleyeceğiz biraz. Bana kalsa güneşin alıcı bir kuş gibi tepemize dikildiği şu günlerde, değil Zonguldak’ın dışına Liman Arkası’nın elli metre ötesinden bir yere adımımı bile atmam ya… Hem memleket görmek, hem de yeni ders yılı öncesinde çocuklarımıza başka bir hava solutmak için, ayağımızda şıpıdık terlik, sırtımızda valiz, kolumuzun altında kitaplarla düştük yollara. İlk durağımız İzmit oldu her zaman olduğu gibi. Kaderi bir dönem Zonguldak’la aynı olan ama daha sonra Zonguldak’ı debelendiği çukurla baş başa bırakıp, bambaşka ufuklara doğru pupa yelken yol alan bu kadim kentte birkaç gün mola verdik…

İzmit en sık uğradığım ama bir türlü de doyasıya dolaşamadığım kentlerimden biri benim. Vatan kurtaracağız ya, bir an öce Zonguldak’a döneyim diye hep aceleye getiriyorum ziyaretlerimi. Bu kez doya doya olmasa da aklımın da, gönlümün de gözünü açarak dolaştım İzmit’i. Ne yalan söyleyeyim ne yöne baktıysam aklıma kentim düştü; hangi yere gittiysem kentimi de getirdim içimde. Kavafis’in“Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. / Bu şehir arkandan gelecektir. / Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın” dizelerindeki gibi kentimin hep sokaklarında duyumsadım kendimi. Öyle yaptıkça büyüdü içimde öfkem; Zonguldak’ı bunca yıl yöneten aklı evvellere hıncım arttı bir kat daha…

Bir kere peşin olarak söylemeliyim ki, olağanüstü güzellikteki coğrafyası ile doğa harikası bir kent İzmit. Neresini anlatmalı ki, Değirmendere’den Sapanca’ya kadar uzanan geniş toprakların her metrekaresi, doğanın bir başka rengini taşıyor üzerinde. Ülkenin hiç tartışmasız en önemli endüstri merkezi oluşuna karşın yeşilin de, mavinin de akla hayale gelmedik tonları, dört mevsim yaşanacak güzellikler sunuyor büyük bir cömertlilikle. Vahşi kapitalizmin gözü dönmüş kâr hırsı, epeyce hırpalasa da, güzelliğini tümüyle yok edememiş İzmit’in… Kimliğini parçalayıp, bir halden başka bir hale sokarak kozmopolit bir toplum çıkarsa da ortaya, doğa direnmiş inatla. Bir de son dönemde yapılanlar, daha bir güzelleştirmiş, yeni bir kimlik kazandırmış kente…

İzmit bir sanayi kenti olmazdan önce çok önemli bir tarım kentiymiş ülkenin. Her türlü sebzenin yetiştiği bereketli toprakları, İstanbul’un bostanı sayılmış yıllarca. Bu yüzden kibirli İstanbullular, “manav” lâkabını uygun görmüş İzmitlilere. Yalnızca tarım ve endüstri değil, varsıl bir tarihsel birikimi de saklamış bağrında. “Astakoz” denilmiş ona ilkin,  daha sonraysa “Nicomedia”… Yunanca “toplanma” anlamına gelen “Smiti” adını taşımış bir dönem ve bu ad zamanla İzmit'e dönüşmüş. Megaralılardan, Romalılara; Bizanslılardan, Latinlere; Selçuklulardan, Osmanlılara kadar pek çok imparatorluk hüküm sürmüş topraklarında. Adının “Nicomedia” olduğu zamanlarda İmparator Diocletianus’a başkentlik bile yapmış. O dönemde Roma, Antakya ve İskenderiye'den sonra dünyanın en büyük dördüncü şehri sayılmış.

Gelin görün ki, o tarihsel birikimden hiçbir iz kalmamış İzmit’te... Sabahtan akşama kadar deli danalar gibi dolaşsanız da, en küçük bir kalıntıya bile rastlayamıyorsunuz ne yazık ki. Vazgeçtik Romalılardan Osmanlı’dan bile kalan yok sayılacak kadar az ki, şaşırıyorsunuz. Büyük imparatorluklara ev sahipliği yapmış, pek çok savaş yaşamış, acının bin türüne sahne olmuş kadim bir kentte değil de, apartman peyzajının hâkim olduğu “nevzuhur” yerleşkelerden birinin sokaklarında dolaşıyorsunuz yalnızca… 90’lı yıllara kadar yerleşilen yerler, çarpık kentleşmenin en kötü örneklerini sergiliyor. Ama o zamanlardan sonra kent bambaşka bir vizyonla yeniden yapılandırılmış adeta…

Çok değil 40-50 yıl öncesine kadar Yalova ile birlikte ülkenin en güzel sayfiye yerlerinden biriyken, özellikle 80’li yıllarda girdiği sanayileşme süreci ile adeta “ölü denize” dönüşen İzmit Körfezi başka bir hayatın adı artık. Kilometrelerle hesap edilecek kadar uzun bir alanda yapılan düzenleme, çağdaş bir görünüm kazandırdığı gibi, yaşam kalitesini de yükseltmiş kentin. Palmiyelerle çınarların ulu serinliğinde uzanan kilometrelerce uzunluğundaki yeşilliliğin içinde açan renk renk çiçekler başka türlü huzur veriyor insana. Türkiye’nin ilk endüstriyel dönüşüm alanı olan Sekapark’sa huzur verip, estetik hazların doruklarına taşımakla kalmıyor, yaşadığı kenti, ülkeyi daha bir sevdiriyor insana. Ülkesinde böyle şeylerin olması gurur kaynağı oluyor bakan herkesin… Emlakbank’ın, TOKİ’nin ilk yıllarında yaptığı Yahyakaptan Evleri gibi planlı projeler çağdaş şehirciliğin en güzel örneklerini sunuyor.

Sonra dönüp bir de Zonguldak’ı düşünüyorum saf saf… Kırmızı noktalı sözcükler dilimin ucuna geliyor da yazamıyorum buraya… Neyse tatildeyim, sövmeyeyim kimseye… Memleketimin içimde başka güzellikte açan papatyalarına düşleyeyim en iyisi, mor sümbüllerle bezeli yamaçlarına salayım gönlümü… Onu da yapmasam hiç dayanamayacağım çünkü…

 
< Önceki   Sonraki >
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!