FLASH HABER

 
Ana Sayfa arrow Dağarcık arrow 1990-1991 Büyük Madenci Grevi arrow Mengen'de Gözaltına Alınan İşçilerle Röportaj
Mengen'de Gözaltına Alınan İşçilerle Röportaj Yazdır E-posta
Yazar Mücadele   
Perşembe, 30 Kasım 2006

Kaynak: Mücadele, Sayı 13, 1 Şubat 1991

Zonguldak maden işçilerinin Ankara'ya yürüyüşleri sırasında Mengen'de karşılaştıkları barikatları aşmaya çalışırken gözaltına alınan Döndü Karagöz, Sebahat Kaya ve Birol Kaya ile yapılan röportajı yayınlıyoruz...

"BUNLARIN HESABINI VERECEKSİNİZ BAŞKA YOLU YOK"


MÜCADELE: 4 Ocak'ta başlayan Zonguldak-Ankara yürüyüşüne katıldınız. Yürüyüşün 4. gününde polis tarafından gözaltına alındınız. Bize gözaltına nasıl alındığınızı ve nelerle karşılaştığınızı anlatır mısınız?

B. KAYA: Başkan (Ş. Denizer) bize Mengen'de konaklayacağımızı söyleyince, biz de kalacağımız bir yer aradık. Bir minibüse yerleştik. Sabah saat 06. 30-07. 00 sıralarında 500'e yakın çevik kuvvet, barikatı aşıp 500 metre kadar ilerlediler. Ateşlerin başında uyuyan insanları sürükleyerek götürdüler. Daha aşağıya inecekken işçiler kol kola girerek barikat oluşturdular. Çevik kuvvet daha ileriye gidemedi. Geriye dönerken otobüsten insanları aşağıya indirdi. Biz, "Nereye götürüyorsunuz?" dedik. "Ankara'ya gidiyoruz. " diye karşılık verdiler. Polislere 200 kişi alın demişler. 201 kişi çıkınca "Nasıl olur?" dediler. Bir kişiyi iki kere yazdıkları ortaya çıktı. Bizi Gerede Kapalı Spor Salonu'na götürdüler. Yoklama yapıp ifadelerimizi aldılar. İfademizde, "Sizi kim yürüttü, Denizer mi kışkırttı?" diye sorular sordular.

S. KAYA: Polisin biri, "Siz Ankara'ya giderseniz sağlam çerçeve bırakmazsınız." dedi. "Biz şimdiye kadar kimin malına zarar vermişiz? Onu ancak siz yaparsınız." dedim. Erkeklerle bizi ayırdılar. İşçi olmayanları da ayırdılar. (13 kişi)

D. KARAGÖZ: Zonguldak'ta bize kamyonla ekmek getiren çocuğa "Bu anarşistlere ekmek mi getiriyorsun." diye dövdüler. Bize anarşist diyorlar. Biz anarşist miyiz? Anarşist onlar. Bizi hücreye atıp üzerimizi kilitleyenler.

S. KAYA: Bizi soğukta yatırdılar. Sabaha kadar çoğumuz hasta olduk. Annemle beni doktora gösterdiler. Kadın polisler üzerimizi aradılar.  "Niye arıyorsunuz?" dedim. "Sizden her şey çıkar. " diye konuştu. "Ne çıkacakmış üzerimizden?" dedim. Ertesi gün üçte Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldük. İçeri girerken gözlerimizi bağladılar. "Niye bağlıyorsunuz, biz adam mı öldürdük?" dedim. Ayakkabı bağlarımıza kadar her şeyi aldılar.

D. KARAGÖZ: Benim çorap lastiğimi de aldılar.

S. KAYA: Tuvalete giderken de gözlerimi bağladılar. "Neden bağlıyorsunuz, bir daha bağlarsanız tuvalete de gitmeyeceğim. " dedim. İlk önce aramızda para toplayıp yemek aldırdık. Daha sonra polisler yemek getirdi. "Bu ekmekler devletinse yemeyeceğim. Bana sendikanın ekmeğini getirin. " dedim. Başkomiser: "Denizer Ankara'da 10 milyonluk masraf yapıyor, yemek yiyor. Sizi de bir kere bile ziyaret etmedi. Aç bıraktı. Biz burada para topladık, ekmek aldık. Nerede sendikanız, sahip çıksa ya. " dedi. Bizi kandırmaya çalıştılar. Daha sonra öğrendik ki, yemekleri sendika alıp göndermiş. Dört gün o soğukta, pislik içerisinde bekledik. Polisler bize gelip "Siz gidiyorsunuz. " deyip ismimizi okudular. Ben kocamı almadan bir yere gitmem dedim. Onunla birlikte yürüdüm. "Her şeyi birlikte yaptık, onu da bırakın." dedim. "Bırakacağız, o da yarın gelecek. " dediler. "Ben size inanmıyorum, geldiğimden beri hep yalan söylüyorsunuz. Niye inanacakmışım ki size?" dedim. Yemin ettiler. Sonra kocamla görüştüm, annemle beni bıraktılar.

B. KAYA: Bizi bir gece daha tuttular. İşçilerden biri nöbetçi görevliye, "Bize ne yapsanız da ne etseniz de bu devlet yıkılacak, bunların hesabını vereceksiniz, başka yolu yok. " dedi. Nöbetçi, "Ben sadece devlet memuruyum, anlamam. " gibi laflar etti. Ertesi gün DGM'ye 33 kişi çıkarıldık. Önceki ifadelerimiz geçerlidir dedik. Daha sonra bizi serbest bıraktılar.

MÜCADELE: Yaşadığınız bu olaylar hakkında son olarak ne söyleyeceksiniz?

B. KAYA: Mücadele ettik, yürüdük, çünkü haklıydık. Haklarımızı almak için gene yürürüm.

S. KAYA: Bir yaşındaki çocuğumu bırakıp yollara düştüm. Eşimin mücadelesi benim de mücadelem. Hakkını alıncaya kadar onunla birlikte yürüyeceğim.

D. KARAGÖZ: Çocuklarım yürürse, ben de yürürüm. Onlarla birlikte her yere giderim. Ne olacak, alırlarsa alsınlar. Verecek bir canımız kaldı.

 
< Önceki   Sonraki >
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!