FLASH HABER

 
Ana Sayfa arrow Dağarcık arrow 1990-1991 Büyük Madenci Grevi arrow "Devrimci Mücadelede Sanatçılar" İle Röportaj
"Devrimci Mücadelede Sanatçılar" İle Röportaj Yazdır E-posta
Yazar Mücadele   
Perşembe, 30 Kasım 2006
Mücadele, Sayı 11, 01 Ocak 1991

"BİZ BURADA YETERİZ, BU ATEŞİ SİZLER ÜLKENİN HER YANINA TAŞIMALISINIZ"


MÜCADELE: Zonguldak'a neden gittiniz?

DEVRİMCİ MÜCADELEDE SANATÇILAR:
Yıllardır baskıyla susturulmuş, hakları ellerinden alınmış, azgın bir sömürüye tabi tutulmuş ülkemiz emekçileri ve işçilerinin hak arama mücadelesinin bir yenisi de Zonguldak'ta yaşanıyordu. Zonguldak maden işçisi kanı ve canı pahasına ürettiğinin karşılığını istiyordu Binlerce Zonguldaklı sokaklara dökülmüşken, biz "Devrimci Mücadelede Sanatçılar" bu mücadeleye duyarsız kalamazdık. Zonguldak işçilerinin haklı ve onurlu kavgasına destek vermek ve coşkuyu, heyecanı, direnişi paylaşmak amacıyla gittik.

MÜCADELE: Zonguldak'ta neler yaşadınız? Neler yaptınız?

DMS: Grup Yorum, OHS, FOSEM ve Tavır dergisi olarak 11 kişiydik. Şehir merkezine gittiğimizde on binlerce işçinin görkemli kalabalığıyla karşılaştık. Biz de tereddütsüz bu coşkuya katıldık. Sendika merkezinin önünde son bulan yürüyüşten sonra, grup olarak sendika yönetimindekileri ziyaret ettik. Ziyarette, İstanbul'dan geldiğimizi, bütün etkinliklerimizi, olanaklarımız ölçüsünde sunmak istediğimizi belirttik.
Sendika başkanının bu önerimize sıcak bakmadığına tanık olduk. Kuru ve heyecansız bir teşekkürle geçiştirildik.
Yapacağımız çok şey olduğuna inanıyorduk. Ancak, bu yolun sendikadan geçmeyeceğini anlamıştık. İleriki günlerde ısrarlı taleplerimize rağmen sendikanın bu tavrı değişmedi. Buna rağmen her türlü meşru zemini kullanıp direnen işçilerle birlikte olmalıydık. Kendi yaratıcı pratiğimizden çıkardığımız deneylerle işçilerin toplandığı bölgelere gittik. Türkülerimizi söyledik,  halaylarımızı çektik, onlarla birlikte kilometrelerce yürüdük. İşçilerin ilk andaki çekimser tavrı, kısa bir süre sonra sıcak ve canlı birlikteliğe dönüştü.
Bir gün Kozlu'da, başka bir gün Kilimli'de, Üzülmez'de, Karadon'daydık. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu beraberliği, akşamları işçi bölgelerinde, kahvelerde, sohbetlerimizle, tiyatromuzla, dia gösterimizle sürdürdük.

MÜCADELE: Zonguldak'taki işçiler neler istiyorlar? Başkalarından beklentileri neler?

DMS: "Kurum zarar ediyor. " bahanesiyle ücretlerinin kesilmesini istemiyorlar. Çalışma koşullarının iyileştirilmesini istiyorlar.
Emeklerinin karşılığını almak, sömürüşüz ve baskısız bir dünyada yaşamak, kendilerinin de diğer emekçilerin de onurunu korumak istiyorlar.
Özal'ın üzerine vazife olmayan "Zaten kurum zarar ediyor, ocakları kapatalım. " sözlerine karşı çıkıyorlar, işsizliğin artmasını istemiyorlar.
Televizyon, radyo ve gazetelerin egemen sınıfın yararına gerçekleri çarpıtmalarını istemiyorlar.
Uğur Dündar'ın programında Zonguldak gerçeğinin, programın çok küçük bölümünü oluşturması ve olayın çarpıtılması oradaki işçilerin "TRT sizin, MEYDANLAR BİZİM" diye slogan atmalarına neden oldu.
"İşçiler El Ele Genel Greve" şiarını yükseltip bunu hayata geçirmek için mücadele ederken, Türk-İş'in   işe gitmeme kararını, verilen mücadeleyi geriletici buldukları için protesto ediyorlar.  
Verilen mücadelenin maden işçileriyle sınırlı kalmaması gerektiğini, sorunun ortak olduğunu, bu yüzden çözümü için de herkesin (işçi, köylü, memur, öğrenci, küçük üretici, sanatçı vs. ) genel grev şiarıyla harekete geçmelerini istiyorlar. Duyarlı insanların (devrimcilerin) bulundukları yerlerde Zonguldak gerçeğini anlatmalarını ve bu yönde çalışma yapmalarını istiyorlar.

MÜCADELE: Zonguldak'taki siyasi atmosfer sizce nasıldı?

DMS: Maden işçiliği, yoğun emeğe dayalı bir iş olmasından dolayı, birçok ülkede madenci grevleri siyasi iktidarları derinden sarsmıştır. Ülkemizde ise maden işçileri ağır çalışma koşullan, yaşam güvencesinin neredeyse hiç olmadığı, katmerli sömürüye rağmen bugüne kadar direniş, hak arama alanında olumlu gelenekler yaratamamıştır. Grevin ilk günlerindeki kendi gücüne güvenme konusundaki tereddüt, birkaç gün içinde yok olmuştu. Öyle ki "Biz burada yeteriz, bu ateşi sizler ülkenin her yerine taşımalısınız. " mesajını veriyorlardı. Bu yönüyle grevin, geleceğe olumlu miras devredeceği açıktır.

MÜCADELE: Sizden sonra oraya giden işçilere destek vermek isteyen sanatçılar da oldu. İşçiler onlara nasıl baktı? Size olan yaklaşımları nasıldı?

DMS: Biz, grevin ilk günlerinde Zonguldak'taydık. Yalnızca bir protokol ziyareti yapıp işçilerle fotoğraf çektirip geri dönmek gibi bir anlayışımız olamazdı. İşçilerin direnişini, onların yanında omuz omuza paylaşmamız gerekiyordu. İşçilerle sıcak bağlar kurmalıydık. Bu da direnişin bir parçası olmaktan geçiyordu. İşçiler, bu tavrımızdan oldukça etkilendiler.
Çok doğal olarak, bizlere yaklaşımları daha sıcak oldu. Diğer sanatçılar ise, geldikleri gibi sendika binasının üçüncü katından grevci işçilere el sallamakla ve onların içinde fotoğraf çektirmekle yetindiler. Yani işçiler onları aralarında yürürken göremediler. Belki Zonguldak'a gitmek bir duyarlılık sayılabilir, ancak grev ateşinin sıcaklığı meydanlarda hissedilebilirdi.

MÜCADELE: İşçi sınıfına ve diğer kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj nedir?

DMS: Ağır çalışma koşullarında demiri döven, çark çeviren, vida takan, yani işgücünü satan nasırlı ellerine alınlarında biriken terleri katıp, hayatı her gün yeniden yaratan, suları akıtan, taşıtları yürüten, yerin yedi kat altından çıkardıkları kömürlerle evlerimizi ısıtan ama yoksulluk ve acı içinde kıvranan emekçilerin kendi güçlerini kavramaları gerekir. Egemen sınıflara güçlerini göstermeleri gerekir. Genel Grev Komiteleri kurulmalı, genel grev şiarı dalga dalga yurdun her yanına yayılrnalı, örgütlenmelidir.
Söz eylemini bitirdi, grev ateşleri yakılmalı artık.
 
Sonraki >
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!