FLASH HABER

 

Oturum Açma Formu






Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Emek Haberleri

Ana Sayfa
GMİS'in suskunluğu Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Cuma, 28 Mayıs 2010
ImageÜzülerek belirtmeliyim ki, GMİS Genel Başkanı Ramis Muslu Karadon grizusu sırasında ve sonrasındaki süreçte iyi bir profil çizemedi bana göre. Sınıfına yabancılaşıp, iktidara eklemlendi ve ortalıkta gezinen bakanların yanında bir devlet adamı edasıyla poz verdi gazetelere. Bu kabul edilemez olduğu kadar, sendikal hareketin ruhuna da aykırı bir tutumdu elbette... Patlamanın nedenini “taşeronlaşma”, “ihmal”, “denetimsizlik” gibi “kader” dışındaki kavramlardan hangisi ile açıklamaya çalışırsanız çalışın, insanların ölümüne neden olan düzeninin kurucu unsuru hükümetin temsilcilerine ön ilikleyip, yanlarında esas vaziyette poz vermek yerine tepki gösterip, hesap sorması gerekiyordu...
Devamını oku...
 
Sanat insan aklının eşya üzerindeki pırıltısıdır Yazdır E-posta
Yazar Ece Durmuş - Özlem Karalar   
Perşembe, 27 Mayıs 2010
ImageResim öğretmeni Canan Gündüz, yalnızca resim sanatının değil, bütün sanat dallarının birbirini beslediğini, duyarlı bireyi yarattığını söylüyor.Zonguldak Kent Konseyinin organize ettiği Zonguldak Edebiyat Günleri kapsamında yapılan Edebiyat Atölyesi çalışmalarına katılan Zonguldak Fener Lisesi öğrencisi Ece Durmuş ve Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrencisi Özlem Karalar’ın Canan Gündüz’le yaptıkları söyleşiyi yayımlıyoruz. Edebiyat Atölyelerinin eğitmenliğini Eğitimci-Yazar Mevlüt Kırnapçı yaptı.
Devamını oku...
 
Gökyüzü herkesin mi? Yazdır E-posta
Yazar Aslı Yücel   
Çarşamba, 26 Mayıs 2010

Image
Desen: Kürşat Coşgun
Neden uzakta, neden dışında onların? Neden altında yerin metrelerce? Neden güneşe hasret geçer bir ömür, 50'ye dek yaşamak için güneşsiz ve çürümüş bir akciğer. Değer mi? Değer mi, güneş varken kocaman asılı gökyüzünde ve rüzgar (kalemlerimiz kıpırdamazken) delicesine eserken ve daha neler neler... Neden susuyoruz, neden büyütüyoruz gözlerimizi. İş sahası bu girilmez de ondan mı? Ben girdim. Ölülerini toplamak için kentimin. Rüştü Onur'un ölüleri neden bırakmaz yakasını, neden hala gidememektedir kentinden. Ölüler bırakıyor mu yakasını, sorumluların, görevlilerin, rantçıların ve siyasetçilerin. Ve iki dudağın arasındaki bir cümle neden korkuyoruz? Kapatılsın madenler diyiverelim. Kaybedecek neyimiz var göçüklerimizden başka. Heyt yeter be demek için kaç vardiya daha yıkılsın başına işçinin?

Devamını oku...
 
Tayyip Bey ve Zonguldak Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kademoğlu   
Salı, 25 Mayıs 2010
Tayyip Bey geçen gün Zonguldak’taydı. Niye gelmişti Zonguldak’a? Herhalde, “Bölge insanı bunlara alışık” demek için değildi. Ama o bunu söyledi. Bu yakışmadı ona. Ama aynı Tayyip Bey’in daha önceki gelişlerinde söyledikleri de söylediğiyle kaldı. Bu göçük olayının mesleki kader olduğunu da savundu. Protestoları provokasyon olarak niteledi. Yazımı işçilere ulaşıldı haberinin ardından yazıyorum. Kısacası iktidar Zonguldak’ı gözden çıkarmıştı.
Devamını oku...
 
Zor sorular Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Pazartesi, 24 Mayıs 2010

ImageSorular üşüşüyor kafana… En çok bu mezbeleye göz yuman, görmezden gelen, nemalanan siyaset esnafı ile devlet erkânıyla ilgil sorular dönüp duruyor kafanda… Son model araçlarla geldikleri Gelik’te yol boyunca peşlerini bırakmayan toz bulutu neler anlattı acaba onlara? 10-12 kilometrelik yolu yaptırmaktan aciz bu insanların, korunaklı araçlar sayesinde kararmaktan kurtulan yüzü, bu manzara karşısında bir parça olsun kızardı mı acaba? Ölülerin üzerine kurulan kürsüden miting meydanındaymış gibi nutuk çekerken “olan bitende benim de sorumluluğum var” duygusuna kapılıp, bir parça olsun kanadı mı acaba vicdanları? O kömür karası vicdanlarını, hiçbir şey kanatamaz mı yoksa onların? Ölümleri kader sayan, “Sanki Türkiye’de ilk defa grizu patlıyormuş gibi yaygara koparılıyor” diyerek 30 kişinin öldüğü bir katliamı küçümseyen efendilerine, en azından “Ayıp ediyorsun devletlim, üç kuruş uğruna canını verenlerin ruhunu incitiyorsun” diyecek bir medeni cesaret, küçücük de olsa basiret var mı içlerinde? Soruların bir matkap gibi beynini oyarken, uçsuz bucaksız bir umarsızlıkla doluyor için... Yaşadıkların bu küçük adamların kuyu başlarında gezinirken yüzünüze yaydıkları “üzüntülü adam” ifadesinin, suyu görünce akan bir maskeden ibaret olduğuna anlatıyor çünkü sana…

Devamını oku...
 
KESK, "26 Mayıs grevini madenlerde ölen işçilere adıyoruz" Yazdır E-posta
Yazar İsmet Akyol   
Cumartesi, 22 Mayıs 2010
ImageKamu Emekçileri Sendikalrı Konfederasyonu (KESK), dört konfederasyonun 22 Şubat’ta aldığı karara uyarak, 26 Mayıs’ta tam gün greve gitme kararı aldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, 26 Mayıs Grevinin 12 talebi olduğunu bu taleplerden ikisinin Zonguldak’ta 30 maden işçisinin ölümüyle bugün çok daha fazla önem kazandığını belirterek;  “Bu taleplerden biri, iş güvenliğinin standartlarının yükseltilmesi ve iş cinayetlerinin önlenmesidir. İkincisi taşeronluk sistemine son verilmesidir. Madenlerdeki ölümleri ‘kader’ olarak gören Başbakana 26 Mayıs’ta greve çıkarak yanıt vereceğiz.  26 Mayıs Grevini madenlerde ölen işçilere adıyoruz. Tüm emekçileri, emek dostlarını ve demokrasi güçlerini 26 Mayıs Çarşamba günü greve çağırıyor ve saat 13.00’te Çaycuma Çarşı Meydanında toplanmaya çağırıyoruz. KESK olarak söz verdik, sözümüzde duruyoruz ve 26 Mayıs’ta Grevde olacağız” dedi. 
Devamını oku...
 
Ahval!... Yazdır E-posta
Yazar Ece Bakioğlu   
Cuma, 21 Mayıs 2010
ImageDaha çok vuracak başımız var, daha çok akacak yaşımız, daha çok olacaklar azaldıkça içimizdeki insan yanımız… Oysa bizler, o küçük insanlar fabrikalardaki, madenlerdeki, pazardaki, tarladaki, silâhaltındaki,  gecekondulardaki bizler o kadar çoğuz ki… Düşleri yorgun, elleri yorgun, gözleri yorgun bizler, o küçük insanlar insanca yaşamak isteğinden başka derdi olmayan bizler... Ve o kadar az ki düşlerimiz… Ve o kadar çok ki açlığımız… Ve o kadar az ki hayattan aldığımız… Ve o kadar çok ki çaresizliğimiz… Ve o kadar az ki düzeni işleyenlerin gözünde değerimiz… Ve o kadar çok ki yoksulluğumuz... Ve o kadar az ki hırçınlığımız... Ve o kadar çok ki, o kadar çok ki ölülerimiz…
Devamını oku...
 
Yine acılara düştü yolumuz Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Perşembe, 20 Mayıs 2010
ImageEtrafa akıl gözü ile bakmaya başlayınca iş güvenliği kurallarını hiçe sayan bambaşka bir üretim kültürü, tüm berraklığıyla çıkıverdi ortaya. Kuyu başında görevli hiçbir işçi, kurumca verilen koruyucu eşyayı kullanmıyordu nedense. TTK’nin büyük paralar ödeyerek aldığı emniyetli iş ayakkabısı ya da çizme değil de sıradan spor ayakkabı vardı birçok görevlinin ayağında. Biraz konuşunca çoğu işçinin gaz maskesi almadan ocağa indiğini öğrendim hayretle. Yönetimce gerekli denetimler yapılmıyordu demek ki. Kuyu başlarında sigara içilmesine bile müdahale eden olmadığını görünce inandım ki, “patlayan grizu değil de ihmaldi” kesinlikle...
Devamını oku...
 
Başbakan taşeronlaştırma gerçeğini gizliyor Yazdır E-posta
Yazar İsmet Akyol   
Perşembe, 20 Mayıs 2010
ImageEğitim - Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol Karadon'da meydana gelen grizu patlaması sonrasında bir açıklama yaparak: "Başbakan Erdoğan, Zonguldak’ta kömür madeni ocağındaki patlama nedeniyle işçilerin ailelerine ve yakınlarına geçmiş olsun ziyareti sırasında yaptığı konuşmada;‘Bu bölgenin insanı zaten bu tür olaylara alışık. Bu mesleğin kaderinde maalesef var. Bu mesleğe giren kardeşlerim de, bu mesleğe girerken içerisinde bu tür şeylerin olacağını bilerek giriyorlar’ diyerek, devletin asıl işini taşeron şirkete vermesi gerçeğini, esnek çalışma ve sendikasız çalıştırma gerçeğini gizlemektedir. " dedi. Açıklamanın tam metni şöyle:
Devamını oku...
 
Ali Topaloğlu: "TTK Gelik'e hakim değil mi?" Yazdır E-posta
Yazar Ali Topaloğlu   
Perşembe, 20 Mayıs 2010
ImageEşitlik ve DemokrasiPartisi Zonguldak İl Başkanı Ali Topaloğlu yaptığı basın açıklmasında "TTK Gelik'e hakim değil mi? diye sordu. "Şunu herkes bilmeli ki, yaşanan tüm ölümlü kazaların ardından  “kaçınılmaz kaza”, “yer altı maden işçiliğinin kaderi bu” açıklamaları yapan yetkililere kesinlikle inanmıyoruz. Bunlar “kaza” ya da “kader” değil, düpedüz bir iş cinayetidir. İşyerlerinde güvenlikli bir çalışma ortamı sağlamakla yükümlü insanların, Amerika’nın “altına hücum” çağındaki gibi ilkel çalışma ortamlarına göz yumup, meydana gelen kazaların ardından taziye mesajı yayınlamalarınıysa samimi bulmuyoruz.  Yerin altında günlerdir mahsur kalan yakınlarından haber bekleyen acılı ailelerin bakanlara yükselttiği “Ne yüzle buradasınız” çığlığına sesimizi katıp soruyoruz:" dediği açıklamanın tam metni şöyle:
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 106 - 120 of 1260
Zonguldak'ın sorunları
Zonguldak'ın en önemli sorunu nedir?
 
 
 
 
 
 
 

Etkinlikler

No Latest Events

Kimler Online

..23 ziyaretçi ..
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!