FLASH HABER

 

Oturum Açma Formu






Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Emek Haberleri

Ana Sayfa
İlhan Selçuk için Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kademoğlu   
Çarşamba, 23 Haziran 2010

Imageİnanıyordu ki; ancak cumhuriyetle uygarlaşabilir ve uluslaşabilirdik. Ömrünü bu uğurda harcamıştı. Yani bedel ödemişti…
Lâkin ona yakıştırılan suçlamalarla hapislere atıldı, işkencelere uğradı, gözaltlılarına alındı. Hiçbiri onu yıldıramadı. Aydınlanmanın bilgesi olarak nitelendirildi. Yaklaşık bir yıldır, son gözaltı sonrasında düştüğü onulmaz derde yenildi…

Devamını oku...
 
Buyurun festivale... Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Salı, 22 Haziran 2010
Tarihini tam olarak anımsamıyorum gerçekten. Yüksel Aytaç’ın belediye başkanı, Nurettin Turan’ınsa vali olduğu zamanlarda diye anımsadığıma göre, 1993 ya da 1994 yıllarından biri olmalı. Sivil toplum örgütlerinin henüz yeni oluşmaya başladığı o dönemlerde bir kısım Zonguldaklı sanatçı hummalı bir çalışma yürütüyordu kentte; başını Mehmet Yılmaz ile Hamit Kalyoncu’nun çektiği ekibin niyeti kentte bir festival yapmaktı. Sanatçılar heyecanlıydı ya, kent yönetimi “tıknefes”di yine, hiçbir sorunu çözülemiyordu kentin. Belediye işçileri maaşlarını alamadıkları için eylem yapıyordu, dört bir yanda yığılan çöpler sözcüğün tam anlamıyla bir “çöpkent” görünümü kazandırmıştı Zonguldak’a… Tüm hışmıyla bindiren sıcakların kokuşturduğu çöplerin üzerine belki çare olur diye kireç dökülüyordu… Zaten bir türlü kent olamamış olan kent, olduğu kadarından da çıkmış sürrealist bir ressamın elinden çıkmış kötü bir tabloya dönüşmüştü sanki… O vakitler nikâh salonu olarak kullanılan şimdiki BKM’de son toplantılardan biri yapılıyordu… Bir rastlantı sonucu Zonguldak’ta olan İrfan Yalçın da davet edilmişti toplantıya. Denecekler denip, sözler taama erdikten sonra, toplantıyı yöneten Hamit Kalyoncu son konuşmacı olarak İrfan Yalçın’a vermişti sözü. Tüm konuşmaları dikkatle dinleyen Yalçın çöp yığınlarını kastederek “Valla” demişti, “bu şartlarda yapılacak festival, çok festival bir festival olur…”
Devamını oku...
 
50 yıl sonra M.Çelikel Lisesi Yazdır E-posta
Yazar Hamit Kalyoncu   
Pazartesi, 21 Haziran 2010
ImageBizi gün yüzüne çıkaran okulumuz bizi çağırıyordu. Demek 50 yıl olmuş o kapılardan ayrılalı!. “Daha çocuk idim sana gelende / Ne zaman geçti bu kadar sene / Ayrılık vakti geldi diyende / Kalbimde sonsuz hüzün Çelikel”.. 50 yıl önce bu dizelerde anlatmaya çalışmıştım duygularımı..  M. Çelikel Lisesi ve Vakfı’nın 50. Yıl mezunları ile 30. Yıl mezunlarına onur plaketi verme törenleri önceki haftanın çok önemli bir etkinliğiydi benim için. Ben bu törenlerin ikinci gününe katılabildim ancak..
Devamını oku...
 
Bu Babalar Gününde Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kademoğlu   
Pazar, 20 Haziran 2010
20 Haziran Babalar Günü’dür. Babasız geçen bu 19 yılın öz-lemini anlatıyor bana. Peki sağlığında çok mu sevgiliydik bir birimize? Pek öyle sayılmaz. Hep çatışma, hep kırgınlık içinde geçti ilk 25 yıl. Bunda kusurlu olan bendim. Şimdi, babamla ikimizin bir arada olduğu ve bir ‘Kurban Bayramı’ gününden kalma tek fotoğraf başucumda. Ona bakarak yatıyor, o fotoğ-rafla uyanıyorum… Kuşkusuz bu yetmiyor bana. Babamı en son görüşüm hiç çıkmadı aklımdan: Teneşirdeydi. 110 kiloluk kos-koca adam 40-45 klo idi. Ayak kemikleri görünüyordu. Keşke görmemiş olsaydım diyorum hâlâ. Bende nasılsa keşke öyle kalabilseydi.
Devamını oku...
 
ZOKEV'i kıskanmak Yazdır E-posta
Yazar Mete Arif Tokmak   
Cumartesi, 19 Haziran 2010
Sevgili Ahmet Öztürk başlığa bakıp “yine ne saçmalamış acaba” diye okumaya başlayacaktır hemen. En azından O, aziz Recep Adıgüzel gibi yarıda bırakmaz yazımı! Sanırım… (Bizleri tanımayan da birbirimizi Gazipaşa üzerinde gördüğümüzde sanki her cümleye “sevgili; azizim, mirim” gibi cümleyi yumuşatmaya çalışan diplomat takılarla başladığımızı sanıyordur herhalde!) Ne ki ZOKEV ile ilgili herhangi bir yazıyı okuyacakların sayısını, en azından onların kimler olabileceğini üç aşağı beş yukarı tahmin ediyorum zaten. ZOKEV’lilerin de etkinliklerine üç aşağı beş yukarı kimler gelebileceğini tahmin ettikleri gibi.
Devamını oku...
 
Hasbıhal Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Cuma, 18 Haziran 2010
ImageHani övünmek gibi olmasın ama kolayına da teslim olmam her şeye... Çocuk düşler peşinde koşmanın, masumiyetin ağır bedeli altında ezilip, hep sızlasa da insan yanım, yine de direnirim hayata. Hayat “direnmek” demektir benim lügatimde, “direnmek”, “dönüştürmek” ve “sevmek” arsızca. Çoğu zaman yanık türkülere vururum kendimi, yüreğimi şiirli düşlere salarım, en büyük yaşam pınarlarımdır onlar benim. Hep bir “müstehzi” yanım olsa da son derece ciddiye alırım hayatı, vazgeçemediğim en büyük sevdamdır o benim çünkü... Solmayan papatyalar, kokusu hiç gitmeyen sümbüller tomurcuklanır bedenimde. Akasya kokulu yolculukların hüznünü, dilime yayılan terin kekre tadına katık eder, buruk sevinçlere açarım içimi; gelip geçen hevesler değil, ebedi sevdalar kışlar tenimde...   Mor sümbüllerin vazgeçilmezliği bundandır...
Devamını oku...
 
Safder Kartoğlu'nun düşü Yazdır E-posta
Yazar Hamit Kalyoncu   
Perşembe, 17 Haziran 2010
ImageZonguldak’ın bir yüzü kömür, göçük, grizu.. Bir yüzü Maden Şehitleri Anıtı her geçen gün çoğalan..Bir yüzü babasız  çocuk, kocasız kadın, evlatsız ana-baba.. Bir yüzü raflar dolusu plan proje, yazışma.. Bir yüzü  “bir öpücük bile alamadan yarin gül yanağından” madende, askerde şehit olanların mezarları.. Bir yüzü yokluk, yoksulluk, işsizlik,  ekmek parası..  Bir yüzü zenginlik, lüks hayat, şatafat.. Bir yüzü euro, dolar, Türk Lirası..Bir yüzü politika, siyaset, nutuklar..Bir yüzü TTK, Belediye, TSO, ve diğer kurumlar..Bir yüzü Gazipaşa caddesi, kentin ana damarı..Bir yüzü işçi-memur daralan emekli yaşamı.. . ..Ve bir yüzü ZOKEV; sanat-kültür, eğitim, değerlere sahip çıkma, vefa, sevgi, saygı, sıcak bir yüz.. Bir avuç insan, madenci baretindeki fenerle bakıyorlar kentin geçmişine, geleceğine.. Nice Zonguldak değerini bulup çıkarıyorlar aydınlığa.. Kent yöneticilerinin ve kentlilerin çoğunun görmediği, ama kentin hep  gösteren ve görünen yüzü olan Zokev; Gülümseyen bir aydınlık..

Devamını oku...
 
Vatandaşlık maaşı herkese verilsin Yazdır E-posta
Yazar Hüsamettin Ayvacı   
Çarşamba, 16 Haziran 2010

6 Haziran 2010 tarihli Radikal Gazetesi ekindeki yazınsında E.Ahmet Tonak, vatandaşlık gelirinden bahsetmiş. Tabii, vatandaş zor durumda, işsiz olduğundan ayakta kalmasını sağlasın diye devlet, vatandaşlık geliri vermeli diyor uzmanlar. Evet, yoksulların ve işsizlerin bir geliri olması ve hayatlarını sürdürmeleri gerekir. Bunun çok çeşitli faydaları olacaktır. Toplumda mutsuzluk, sağlıksızlık ve güvensizlik alt sıralara inecektir ve devletin hastanelere hapishanelere, adalet ve asayiş hizmetlerine ödediği giderler de aynı şekilde hızla aşağılara inecektir. Eğer başarılabilirse, bu bağlamda bu kurumlara harcanan giderlerin tarafı olanlar, üretim alanlarında çalışma olanakları bulacaklardır. Böylece devletin yok yere tükettiği emekler, mal ve hizmet üretiminde harcanacağından milli gelir artacak, daha zengin halk olacağız.

Devamını oku...
 
Mükellefiyet Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Öztürk   
Salı, 15 Haziran 2010
ImageMetin Köse de aynı olayları farklı tarih dilimi ve başka bir teknikle anlatıyor “Mükellefiyet”te. Gerçekliğe çok bağlı kalma kaygısı, okurda, yer yer romandan daha çok bir tarih kitabı okuduğu duygusu çoğaltsa da Zonguldaklı köylü işçilerin o bitimsiz acısını, belgelerin kuru dilinden kurtararak vurucu bir şekilde sunuyor bize. Kitabı okurken, içimizin daraldığını, soluksuz kaldığımızı, yerin altındaki o cehennemde yitip gidenlerle birlikte kendimizi de yitireceğimizi hissediyoruz çoğu zaman. Başka bir şey de daha yapmış Metin Köse. Romanda yerel dili doğru biçimde kullanarak kimi sözcükleri kayıt altına almış ki, bu bile başlı başına önemsenmesi gereken bir şey bana göre… Hayatımızdaki pek çok renk gibi, o sesler, adlar, tanımlamalar, söyleyişler de bir bir kayboluyor çünkü… Buradan bakınca yalnız bir zaman diliminin değil, yöremizin yitik sözcüklerinin de yeniden hayat bulduğu bir kitap olmuş “Mükellefiyet”...
Devamını oku...
 
Çaycuma AKP önünde 657 protestosu Yazdır E-posta
Yazar İsmet Akyol   
Salı, 15 Haziran 2010

ImageTürkiye genelinde olduğu gibi KESK tarafından Çaycuma'da da 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Değişiklik Tasarısına karşı protesto eylemi yapıldı. Çaycuma Öğretmenevi önünde başlayan protesto eylemine KESK Çaycuma Bileşenlerinin yanı sıra CHP İlçe Başkanı Şeref Köktürk, DSP İlçe Başkanı Ersin Dilek ve çok sayıda kişi katıldı. Sık sık “AKP yasanı al başına çal”, “Kölelik değil, toplu sözleşme”, “AKP'nin istediği köle memur olmayacağız” sloganların atıldığı eylemde KESK Çaycuma Bileşenleri adına Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol konuşmasında hükümeti sert bir şekilde eleştirerek; “Hükümet tarafından değiştirilmek istenen yeni tasarı, kamu emekçilerinin iş güvencesine saldırmaktadır. Getirdiği disiplin uygulamaları ile kamu emekçilerinin kaderini amirlerin subjektif, tek yanlı değerlendirmelerine teslim etmektedir. Tasarı kamu emekçilerinin esnek çalışma düzenine geçmesini hedeflemektedir. Tasarı, kamu görevlileri arasında çalışma barışını bozacak ve tamamen idarecinin insiyatifi ile yandaş memur yaratmayı hedefleyen başarı ve ödül sistemini getirmektedir.” dedi

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 76 - 90 of 1258
Zonguldak'ın sorunları
Zonguldak'ın en önemli sorunu nedir?
 
 
 
 
 
 
 

Etkinlikler

No Latest Events

Kimler Online

..5 ziyaretçi ..
© 2005-2009 ZonguldakBilgi[Kent ve Kültür Rehberi]
Joomla!